Taksim’deki 186 yıllık tarih “Narmanlı Han” restorasyon adı altında betonlaştırılıyor mu?

Narmanlı Han Sinan Genim

Uzun süredir sosyal medyanın gündeminden düşmeyen Narmanlı Han neden bu kadar önemli ve onu betondan bir yok oluşa sürüklediği iddia edilen Dr. M. Sinan Genim kimdir?

Henüz haberi olmayanlar ya da olayla ilgili sadece yüzeysel bilgisi olanları da düşünerek Narmanlı Han konusunu en başından alıyoruz.

İstiklal Caddesi’ni yol boyunca yürüyüp Tünele ulaştığınızda şu an İsveç Konsolosluğu’nun bulunduğu binanın tam karşısında muazzam güzelliği ve tarihi ile Narmanlı Han yer almakta(ydı)dır.

Narmanlı Han Belgeseli ( Burcu & Umut Mete Soydan )

1831 yılında inşa edilen bina, önce yaklaşık 50 yıl boyunca (1880 yılına kadar) Rusya Büyükelçiliği olarak kullanıldı.

Narmanlı Han Sinan GenimTarihi han Büyük Elçiliğin terki sonrası 34 yıl boyunca (1914’e dek) Rus konsolosluğu ve hapishane olarak da hizmet vermiş.

Narmanlı Han Sinan Genim

Narmanlı Han’ın, önünde bir fotoğraf çekmeden dönülmeyen Ayasofya Camii ve İtalya’nın Milona şehrinde yeralan “Galleria Vittorio Emanuelle” gibi dünyanın en önemli tarihi yapıtlarının restorasyon ve inşasında imzaları bulunan Fossati kardeşler tarafından yapıldığı iddia edilir. Halen kullanımda olan Rus Büyükelçiliği binasının (İstiklal Caddesi’nde yer alan başka bir bina) yapımı için 1837 yılında İstanbul’a gelen Fossati kardeşlerin inşasına 1831’de başlanan  Narmanlı Han‘ı (Sonradan aldığı adı ile) yapmış olmaları tarih sıralaması anlamında kafa karıştıran bir detay olsa da biz şimdilik bunun üzerinde durmayacağız.

fossati-kardeşler narmanlı han

Narmanlı Han ismi nereden geliyor?

Önceki ismi tam olarak bilinmeyen hanın “Narmanlı Han” olarak anılışı dönemin ünlü tüccarlarından ve birer sanat destekçisi olarak bilinen Avni ve Sıtkı Narmanlı kardeşlerin hanı satın almasıyla başlıyor.
Küçük ve karanlık hapishane odalarının tadilat edilip zamanla dükkan, büro ve konut olarak kullanılmasına da bu dönemde başlanmış.

sıtkı-saime-narmanlı
Sıtkı Narmanlı ve Eşi Saime Narmanlı

avni ve sıtkı narmanlı babası mustafa ve eşi azize narmanlı
Avni ve Sıtkı Narmanlı kardeşlerin babaları Mustafa ve anneleri Azize Narmanlı

Kendine özgü yapısı, ziyaretçilerine ilham ve huzur veren iç bahçesi ile dönemin İstanbul mimarisine ve bugüne renk katan han, tarihe damga vuran ünlü edebiyatçı, ressam ve müzisyenlere yıllar boyunca sığınma yeri olmuştur. Sığınma yeri dedik çünkü kendi aralarında “Narmanlı Yurdu” olarak andıkları handa Türk Edebiyatının ustalarından Ahmet Hamdi Tanpınar bile handa sadece 8m2 büyüklüğünde, koridorun karanlık bir yerinde konumlanmış mutfak ve tuvaletin diğer odalarla ortak kullanıldığı daracık bir alanda bekar hayatı yaşamış, yıllarını bu küçücük odada geçirmişti.

Ahmet-Hamdi-TanpınarAhmet Hamdi Tanpınar Narmanlı Han‘da bir kedi ile ve gençlik yıllarından bir kare

Dönemin ünlü sanatçıları Burhan Uygur, Aliye Berger ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun da nam-ı diğer Narmanlı Yurdu‘nda yıllarını geçirdiği ve günümüze dek ulaşan eserlerinin Narmanlı Han‘ın ilham dolu duvarları içerisinde ortaya çıktığı bilinmektedir.

Burhan Uygur - Köşk KapısıBurhan Uygur ve en bilinen eserlerinden biri olan “Köşk Kapısı”

Aliye Berger ve Tabloda evlendikten sadece 6 ay sonra vefat eden Müzisyen eşi Karl Berger

aliye-berger-ayla-erduran-karl-berger
Aliye Berger ve Narmanlı Han’da sıklıkla zaman geçirdiği müzisyen arkadaşı Ayla Erduran

Zaman içerisinde yıldızların birer birer kayıp gittiği hanın değerli misafirleri Ahmet Hamdi Tanpınar 24 Ocak 1962’de, Aliye Berger 9 Ağustos 1974’te, Bedri Rahmi Eyüboğlu 21 Eylül 1975’te, Burhan Uygur 1992 yılında vefat etmişler. Gittikçe yalnızlaşan han artık sadece eski ve terk edilmiş odalardan, çöken çatılardan, çürüyüp kırılmış kapı ve pencerelerden ve İstiklal Caddesine bakan ucuza kiralanmış birkaç dükkandan ibaret olmaya başladı. Durum o kadar kötüleşti ki artık yapı çirkin ve doğasına yakışmayan çirkin Neon ışıklarla çevrilmeye başlanmış, şiirlere ilham veren bahçesinin ziyaretçileri birkaç sokak kedisi ve günü birlik gelen birkaç tarih meraklısı olmuştu . Hiç kimsenin müdahale etmediği yapı çürümeye terk edilmiş, duvarlarındaki keman sesleri ve şiirler tek tek yok olmaya başlamıştı.

Günümüze geldiği noktayı anlayabilmeniz için başlayan restorasyon çalışmasından hemen önce çekilmiş bazı görselleri sizlerle paylaşalım…

Peki her şeyin bu kadar kötüye gittiği bir noktada başlatılan restorasyon projesine karşı kopan fırtınanın sebebi nedir?

Sosyal medya ve özellikle bazı medya organlarında sonu gelmeyen hakaretlerin ve iddiaların sebebini sorumluluğu üzerinde taşıyan isim, restorasyon projesinin mimarı Dr. M. Sinan Genim‘e sorduk.

Dr. M. Sinan Genim kimdir ?
Projenin kimin elinde restore edildiğinin doğru anlaşılması adına detaylı bir anlatım tercih ediyoruz.

sinan-genim

Sinan Genim 1945 yılında her sokağı tarihi ahşap yapılarla süslü, ünlü bir İstanbul semti olan Kuzguncuk’ta doğdu.

“Tarihle dolu” derken ne demek istediğimizi daha iyi anlatabilmek için Google’a sadece “Kuzguncuk” yazdık. Sizde denemek isterseniz karşınıza çıkan sonuç işte tam olarak böyle olacak.

Kuzguncuk

Tarih kokan bir semtte doğan Genim’in doğup büyüdüğü şehre ve onun tarihine beton dökmek istemesinin sebebini anlamak için daha derine gidiyoruz.

Haydarpaşa lisesi mezunu olan Sinan Genim’in mimarlık serüveni DGSA Mimarlık Yüksek Okulu’na girmesiyle başladı.

İlk mimarlık görevini 1967 yılında henüz öğrenciyken Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Saraylar Dairesi’nde mimar olarak yapan Genim, Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı gibi yapıların restorasyon proje ve uygulamalarında deneyimini arttırmakla da kalmamış, 1971-1974 yılları arasında mezun olduğu Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Yüksek Okulu’nda Mimarlık Tarihi ve Rölöve asistanlığı yaparken İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi [DMMA] Mimarlık Bölümü Rölöve ve Restorasyon Ana Bilim Dalı’nda yüksek mimarlık eğitimini 1975 yılında tamamlamıştır.

Akademik eğitimine Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un teşvikiyle 1974-1981 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Estetik ve Sanat Tarihi Kürsüsü’nde asistanlık yaparak ve Türk-İslâm Sanatı Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Oktay Aslanapa ile doktora çalışmasına başlayarak devam etti, 1980’de “Fethinden Lâle Devri’ne Kadar İstanbul’un İskânı, İskân Özellikleri ve Mesken Tipleri” konulu teziyle “Edebiyat Doktoru” [Ph. D.] ünvanını aldı.

Mimarlar Odası [TMMOB]
Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi [ICOMOS]
Türk Kültürüne Hizmet Vakfı
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı [TEGV]
Türkiye Anıt Çevre ve Turizm Değerlerini Koruma Vakfı [TAÇ Vakfı]
Mimarlık Vakfı, İstanbul Serbest Mimarlar Derneği [İSMD]
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Danışma Kurulu da dahil olmak üzere 20 ‘ye yakın kurumda üye ya da yönetim kurulu üyesi olarak yer almış, Tarih ve Mimari içerikli 10 Kitap yazmış, sergiler açmış, uzun yıllardır belli aralıklarla ve hali hazırda her pazar Milliyet Gazetesinde köşe yazarlığı yapan, 100’e yakın kez Televizyon ve Radyo programlarında yer almış bir isim.

Açıkçası haberi yaparken kabaca hakkında edindiğimiz bu bilgilerin ardından henüz tarihi yok etme ve beton heveslisi, bir partinin rüzgarı ile yelken açmış, doğduğu şehrin güzelliklerini gökdelenlerle, avm’ler ile kapatmış bir mimar profilinin altını tam olarak dolduramadık. Bir sonraki adım olarak merak edilen tüm soruları kendisine yönelttik.

Kendisine ulaştığımız Genim’e iddia edilenleri, yani bahçedeki mor akasyaların, betona gömdüğü iddia edilen yapının, yıkılan bazı iç duvarların ve AK Parti ile anılan adının sebebini soruyoruz.

Dr. M. Sinan Genim’in cevap yazısı aynen içerisine bahsi geçen konular ile ilgili görsel ekleyerek yayınlıyoruz.

Genim’in cevap yazısı

Sayın Saral;

Öncelikle benim de görüşümü almak istemenizden dolayı size teşekkür ederim.

Narmanlı Han‘ın restorasyonu daha bitmedi, bu nedenle üzerinde konuşmak için yapının tamamlanmasını beklemek daha doğrudur. Bir takım kişiler özelikle Beyoğlu bölgesindeki her yapı onarımına karşılar, bunun gerçek  nedenlerini de anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Bu konuda bir dava açtılar ve gerek bilirkişi raporları gerekse mahkeme kararı yapılan işin doğru  olduğu yönünde sonuçlandı.

Ne demek AKP’li Mimar. AKP’li mimar bir başka, CHP’li mimar bir başka, HDP’li mimar bir başka tür mü restorasyon yapar. Mimarlığın partisi olmaz, evrensel değerler neyi gerektiriyorsa, yapının ömrünü uzatacak ve onu tekrar hayata kavuşturacak ne gerekiyorsa o yapılır. Elbette her mimarın bir dünya görüşü ve uygulama yöntemi vardır. Mezuniyetimden bu yana 48 sene geçti, Beyoğlu’nda Pera Müzesi, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ve Galatasaray Üniversitesi Kültür Merkezi gibi yapılar yaptım, şimdi bunca sene sonra geleceğe kalacak bir yapıyı mahvettiğimi acaba hangi cahil ve dünyadaki uygulamalardan habersiz kişi ileri sürebilir. Bu yapıların yanı sıra Baksı Müzesi, Antalya Kültür Sanat Binası gibi çağdaş yapılarda yaptım. Bu yapıları bir göz atarsanız ne kadar çağdaş uygulamalar olduğunu görebilirsiniz.

Pera Müzesi
Pera Müzesi


Pera Müzesi

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü

Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi

baksi_muzesi
Baksı Müzesi – Bayburt
Antalya-Kültür-SanatAntalya Kültür Sanat Binası
Üstelik benim dünya görüşümü öğrenmek isterseniz her Pazar günü Milliyet Gazetesi’nde yazdığım yazılara bir göz atabilirsiniz. Bu insanlar sözde muhalefet yapma gayreti içindeki bir grup aciz, neyi bilip neyi bilmediklerinden bile habersizler. Bir dönem benim büromun önünde gösteri yaptılar, astıkları pankartın üzerine soyadımı bile yanlış yazmışlar.
sinan-genim-ismi-yanlış-yazılmış
Elbette insanlar beğenmedikleri uygulamalar hakkındaki görüşlerini dile getirmekte özgürdürler ve onları her zaman desteklerim, ancak bilimsel olarak haklılıklarını açıklayamadıkları zaman amiyane tabirle bel altı vurmaya çalışmaları gerçekten cahilliklerini, bilgisizliklerini göstermektedir ve ben ülkem adına bu davranışlardan utanç duyuyor, genç kuşaklar, farklı şeyler yapmak isteyen insanlar açısından üzülüyorum.
Gerek yeni yapı gerekse restorasyon olsun bir yapının korunması gerekli özeliklerinin yanı sıra İmar kanunu ve yönetmelikleri açısından da uymaya mecbur olduğumuz kurallar vardır. Bunların en önde geleni ise can ve mal emniyetinin güvence altına alınma mecburiyetidir. Bu nedenle orta avlunun altına sığınak, mevcut yapıların aralarına yangın merdivenleri gibi gerekli mekanlar yapıldı.
narmanlı-han-mor-salkımlarMor salkım konusuna gelince, dar bir alanda bu kadar yoğun bir inşaat sırasında korunmaları mümkün değildi, onları budadık ve bir başka yerde koruma altına aldık, inşaatın bitimine müteakip ahşap saksılar içinde yerlerine koyucağız, üstelik bu gibi bitkilerinde bir ömrü var, bir kısmı ağaçlaşmış ve çiçek açmıyor, bazılarının yerlerine yenilerini dikeceğiz.narmanlı-han-ağaç-salkım
Bir dönem bu yapının avlusunda çevresi demir parmaklıklarla çevrili bir havuz varmış bu restorasyon sırasında havuzu tekrar hayata geçirdik.
narmanlı han havuzNarmanlı Han Havuz

Eski dış duvarları yer yer koruduk ve yeniden sıvadık ve boyadık, eski fotoğraflara bakarsanız bu yapının çatılarının çöktüğünü ve duvarlarının çoğunun taşıyıcı özeliklerini kayıp ettiklerini görürsünüz. Onları aynen yarı yıkık mı muhafaza edecektik, burası bir arkeolojik ören yeri değil, İstiklal Caddesi üzerinde yer alan ve tekrar kullanılması düşünülen bir yapı.

Sevgi ve saygılarımla,

Dr. M. Sinan GENİM

Bir dip not; hatırasını yaşatmak adına ismi han ile anılan sanatçıların bazıları yaptırılan heykelleri ile tarihi handa yer alacağını da iletelim.

 

Yazımıza son vermeden önce bu iş Avrupa’da nasıl yapılıyor diye bir göz attık.

Sonuç çok ama çok ilginç!
Sanatın beşiği Avrupa bırakın özel iştirakleri sahip olduğu mülkleri, Devlete ve kuruluşlara ait tarihi bina ve sarayları kamuya açık alan (Otel, avm, Konser alanı) haline getirmek üzere bedava dağıtıyor. Bedava derken bunu sözcük anlamı ile BEDAVA olarak kullandık. Yani tek bir EURO ödemeden.

İtalyan hükümeti bakımsız kalan bina ve sarayların yok oluşunun önüne geçmek üzere başlattığı projede 100’ün üzerinde tarihi yapıyı restore etmek ve kamu kullanımına açmak şartı ile bedava dağıtıp tarihin yok oluşunun önüne geçmeye çalışıyor.

italya bedava sarayHaberi linki

Yine sanat tarihinin dünyaya öncülük ettiği hatta dünya tarihine en büyük akımları ve ustaları kazandıran bir ülkeye Fransa’ya gidelim.

Fransız hükümeti yaklaşık 2000 yıllık tarihi ile bir ören yeri olan Frejus Arena’yı restorasyona sokup içerisinde Dj’lerin binlerce müzik severe konser verdiği kamuya açık bir alan haline getirmiş.


Haber linki

Tüm bu bilgilerin ışığında Narmanlı Han’ın geleceği ve orada yapılan restorasyon ile ilgili sizlerinde küfür ve hakaret konvoyuna katılmadan önce dünyadaki örnekleri ve gerçekçi bir yaklaşımla paylaşılanları objektif olarak değerlendireceğinize inanıyor, yazımızı Sn. Dr. M. Sinan Genim’den aldığımız davet üzerine Narmanlı Han’ın restorasyonu tamamlandıktan sonra tekrar güncellemek ve sizlerle paylaşmak üzere burada sonlandırıyoruz.

Henüz tamamlanmayan restorasyonun en güncel görüntüsü (Hürriyet)
Narmanlı Han Narmanlı Han

kizilay_banner_728X090